Çocuklarımız için hazırladığımız eğitim ortamlarını, etkinlikleri, kitapları, oyuncakları ve görselleri gerçekten onların ihtiyaçlarına göre mi tasarlıyoruz? Yoksa bazen farkında olmadan, çocukların neyi sevmesi gerektiğine yetişkinler olarak biz mi karar veriyoruz?

Anaokulu döneminden itibaren çocukların çevresini renkler, şekiller, oyuncaklar, kitaplar, çizgi karakterler ve çeşitli etkinliklerle dolduruyoruz. Onlara güzel olanı, sevimli olanı ve eğlenceli olması gerekeni gösteriyoruz. Ancak çoğu zaman şu basit soruyu sormayı unutuyoruz:

“Sen bunu nasıl buluyorsun?”

Çocukların Fikirlerine Gerçekten Kulak Veriyor muyuz?

Çocukların dünyası yetişkinlerin dünyasından farklıdır. Bizim sıradan veya anlamsız bulduğumuz bir çizim, bir hikâye, bir renk seçimi ya da basit bir oyun, çocuk için çok güçlü bir anlam taşıyabilir.

Bir çocuğun yaptığı resmi gördüğümüzde hemen:

“Bu ne?”

diye sormak yerine,

“Bana bundan bahseder misin?”

demek, onun düşüncelerini ifade etmesine çok daha fazla alan açabilir.

Çünkü çocukların üretken düşünceler geliştirebilmeleri için öncelikle dinlendiklerini, önemsendiklerini ve fikirlerinin değerli olduğunu hissetmeleri gerekir.

Kendini ifade etmesine izin verilen çocuk, zaman içerisinde kendi düşüncelerini daha rahat ortaya koyabilir. Bu da özgüven, iletişim ve yaratıcılığın gelişmesine katkı sağlayabilir.

Çocuklara Hazır Bir Hayal Dünyası mı Sunuyoruz?

Çocuk kitaplarına, oyuncaklara, çizgi filmlere ve eğitim materyallerine baktığımızda çoğu zaman oldukça renkli ve dikkat çekici dünyalarla karşılaşırız.

İri gözlü karakterler, uçan hayvanlar, konuşan oyuncaklar, renkli evler ve fantastik dünyalar...

Bunların çocukların ilgisini çekmesi elbette mümkündür. Ancak burada kendimize başka bir soru sormamız gerekir:

Çocuğun hayal kurmasına gerçekten fırsat veriyor muyuz, yoksa onun yerine biz mi hayal ediyoruz?

Bir çocuğa sürekli hazır karakterler, hazır hikâyeler ve hazır oyunlar sunmak yerine bazen hiçbir yönlendirme yapmadan önüne birkaç basit malzeme koymak çok daha yaratıcı sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Bir karton kutu araba olabilir.

Bir tahta parçası ev olabilir.

Birkaç renkli kâğıt bir şehir olabilir.

Hatta birbirine benzeyen iki çizgi, çocuğun zihninde tamamen farklı iki hikâyenin başlangıcı olabilir.

Üretken Fikirler Nasıl Ortaya Çıkar?

Çocukların fikir üretmesini istiyorsak, onlara sürekli “doğru olanı” göstermeye çalışmak yerine kendi fikirlerini geliştirebilecekleri alanlar bırakmalıyız.

Örneğin bir resim etkinliğinde bütün çocuklardan aynı resmi yapmalarını istemek yerine:

“Bugün istediğin herhangi bir şeyi çizebilirsin.”

demek çok daha farklı sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Burada önemli olan ortaya çıkan resmin yetişkin gözüyle güzel olup olmaması değildir. Önemli olan çocuğun düşünmesi, karar vermesi, denemesi ve kendisini ifade etmesidir.

Çocuk bir şey üretirken hata yapabilir. Resmi beğenilmeyebilir. Beklenmedik bir şey ortaya çıkabilir.

Bunların hepsi öğrenme sürecinin doğal parçalarıdır.

Anaokulu ve Kreş Çocuğa Ne Katar?

Anaokulu ve kreş, çocukların yalnızca temel eğitim becerilerini kazandıkları yerler değildir. Aynı zamanda onların sosyalleştiği, farklı insanlarla iletişim kurduğu, oyun oynadığı, ürettiği, merak ettiği ve kendisini ifade etmeyi öğrendiği ortamlardır.

Sanat çalışmaları, müzik, drama, tiyatro, hikâye anlatımı, hareket etkinlikleri ve farklı sosyal deneyimler çocukların dünyayı farklı açılardan keşfetmelerine fırsat sağlayabilir.

Bu nedenle okul öncesi eğitimde etkinliklerin yalnızca ortaya güzel bir ürün çıkarmaya odaklanmaması gerekir.

Bazen en değerli çalışma, yetişkinin “güzel” bulduğu resim değil; çocuğun kendi kararlarıyla yaptığı, üzerinde düşündüğü ve anlatmak istediği çalışmadır.

Evde Çocuğun Yaratıcılığı Nasıl Desteklenebilir?

Çocukların üretkenliğini desteklemek için her zaman pahalı oyuncaklara veya özel eğitim materyallerine ihtiyaç yoktur.

Evde bulunan basit ve güvenli malzemeler bile yaratıcılık için kullanılabilir:

  • Karton kutular
  • Kâğıt ve kartonlar
  • Renkli kalemler
  • Kumaş parçaları
  • Tahta veya plastik parçalar
  • Boş ambalajlar
  • Oyun hamuru
  • Doğal malzemeler

Çocuğa bir malzeme verip “Bununla ne yapabilirsin?” diye sormak, hazır bir oyuncak vermekten çok daha fazla düşünmesini sağlayabilir.

Ayrıca tiyatro, müze, sergi, çocuk etkinlikleri, doğa gezileri ve farklı sosyal ortamlar da çocukların dünyayı tanımasına ve yeni deneyimler kazanmasına yardımcı olabilir.

Çocuğun Her Çiziminin Bir Anlamı Olmak Zorunda mı?

Hayır.

Bazen çocuk sadece karalamak ister.

Bazen bir sayfayı tamamen siyaha boyamak ister.

Bazen aynı resmi defalarca çizer.

Bazen de yetişkinin hiçbir anlam veremediği şekiller ortaya çıkarır.

Bunları hemen düzeltmek veya “Böyle olmaz.” demek yerine çocuğa alan bırakmak daha değerlidir.

Çünkü yaratıcılık her zaman ortaya çıkan sonucun güzelliğiyle ölçülemez. Düşünme, deneme, değiştirme ve yeniden deneme süreci de en az ortaya çıkan ürün kadar değerlidir.

Çocuklar İçin Daha Fazla Alan Açalım

Çocukların hayal dünyasını bizim belirlediğimiz kalıplara sokmak yerine, onların kendi dünyalarını oluşturmalarına fırsat verebiliriz.

Onları dinleyelim.

Sorularını önemseyelim.

Fikirlerini küçümsemeyelim.

Çizimlerini hemen düzeltmeyelim.

Ürettikleri şeyleri yalnızca “güzel” veya “çirkin” olarak değerlendirmeyelim.

Onlara düşünmeleri, denemeleri, üretmeleri ve kendilerini ifade etmeleri için alan bırakalım.

Anaokulu çağından itibaren çocukların eğitim ve etkinliklere mümkün olduğunca aktif katılım göstermeleri; yetişkinlerin de onları yönlendirmekten önce anlamaya ve dinlemeye çalışması, çocukların kendi hayal dünyalarını geliştirmelerine katkı sağlayabilir.

Çünkü bazen çocukların ihtiyacı, onlara ne düşüneceklerini söylememiz değil;

düşünmeleri için onlara yeterince alan bırakmamızdır.

Bırakın düşünsün. Bırakın denesin. Bırakın üretsin. Bırakın çizsin, karalasın ve hayal kursun.

Size anlamsız gelen bir şey, onun dünyasında çok anlamlı bir yere sahip olabilir.